Siyasiler, Arnavutköy Çay Bahçesi'ni Görmezden mi Geliyor?

Bazen bir mahallenin talebini anlamak için büyük projelere, dev bütçelere ya da uzun raporlara ihtiyaç yoktur. Bazen mesele sadece insanların oturup bir çay içebileceği bir yerin yeniden açılmasıdır.
Arnavutköy Sosyal Tesisleri yeniden hizmete girdi. Fakat Arnavutköylülerin yıllardır kullandığı çay bahçesi yok.
Ve bugün asıl sorumuz şu:
Neden?
Bu soruyu aylardır soruyoruz. Kurumlara başvuruyor, cevapları kamuoyuyla paylaşıyor, vatandaşların taleplerini topluyor ve çay bahçesinin yeniden açılması için imza kampanyası yürütüyoruz.
İBB tarafından tarafımıza verilen cevapta, çay bahçesinin bulunduğu alanın Boğaziçi öngörünüm alanında kalması ve yapı izninin bulunmaması gerekçe gösteriliyor. Elbette Boğaziçi'nin korunması gerektiğini biz de biliyoruz. Ancak koruma ile kamusal yaşamı birbirinin karşıtı olarak görmek zorunda değiliz.
Asıl mesele, çözüm aranıp aranmadığıdır.
Çünkü vatandaşın istediği yeni bir bina, büyük bir yapılaşma veya Boğaziçi'nin dokusunu bozacak bir proje değil.
İstenen şey son derece basit:
Çay bahçemiz yeniden açılsın.
Tam da burada siyasete dönüp bakıyoruz.
Milletvekillerine ulaşıyoruz. Siyasi parti temsilcilerine çağrı yapıyoruz. Yerel yöneticilere sesleniyoruz. Ortak çağrı mektupları hazırlıyoruz.
Fakat bugüne kadar bu talebin siyasetin gündeminde gerektiği kadar yer bulduğunu söylemek zor.
Oysa siyaset yalnızca seçim dönemlerinde vatandaşın kapısını çalmak değildir. Siyaset, vatandaşın gündelik hayatındaki sorunlara da sahip çıkabilmektir.
Bir mahallede yüzlerce insanın talep ettiği bir konu neden bu kadar kolay görmezden gelinebiliyor?
Arnavutköy Çay Bahçesi'nin yeniden açılması için illa büyük bir siyasi tartışma mı gerekiyor?
Biz herhangi bir siyasi partiyi hedef almıyoruz. Tam tersine, çağrımız herkese.
İktidar partilerine de, muhalefet partilerine de…
Milletvekillerine de, belediye meclis üyelerine de…
Kamu yöneticilerine de, yerel siyasetçilere de…
Çünkü bu mesele bir parti meselesi değil.
Bu, Arnavutköy'ün meselesi.
Üstelik çözüm bulunamayacak bir mesele olduğunu da kabul etmiyoruz. Eğer mevcut mevzuat nedeniyle çay bahçesinin eski şekliyle açılması mümkün değilse, ilgili kurumlar bir araya gelerek hukuka uygun, Boğaziçi'nin korunmasına uygun ve vatandaşların kullanımına açık bir çözüm üretmek zorunda.
Vatandaşa yalnızca “olmaz” demek kolaydır.
Zor olan, “Peki nasıl olabilir?” sorusunun cevabını aramaktır.
Bizim beklentimiz tam olarak budur.
Siyasilerden de artık bu konuya bakmalarını, vatandaşların talebini duymalarını ve çözüm için girişimde bulunmalarını bekliyoruz.
Çünkü bir çay bahçesi yalnızca masa ve sandalyelerden ibaret değildir.
Orada yılların anıları vardır.
Komşuluk vardır.
Buluşmalar vardır.
Mahalle kültürü vardır.
Boğaz'a karşı içilen bir çayın, insanın hayatında küçük ama güzel bir yeri vardır.
Arnavutköylüler bunu özledi.
Ve biz bu talebin zamanla unutulmasına izin vermeyeceğiz.
Çay bahçemiz açılsın.


Yorumlar