Bir Çay Bahçesinden Daha Fazlası: Arnavutköy’ün Hafızası İçin Ne Yapılabilir?

Bazı yerler vardır; tabelasında ne yazdığı, kaç masa bulunduğu ya da menüsünde kaç çeşit ürün olduğu ikinci plandadır.
Çünkü o yerler, insanların hayatına karışmıştır.
Bir buluşmanın adresidir.
Bir aile sohbetinin fonudur. Bir mahallelinin yıllardır değişmeyen alışkanlığıdır.
Bazen de sadece Boğaz'a karşı içilen bir bardak çayın kendisidir.
Arnavutköy Sosyal Tesisleri'nin çay bahçesi de bizim için tam olarak böyle bir yer.
Bugün tartıştığımız şey yalnızca bir işletmenin yeniden açılıp açılmaması değil. Yıllardır kullanılan bir sosyal alanın, geçmişiyle birlikte yeniden yaşatılıp yaşatılamayacağı.
Mart 2023'te başlayan tadilat sürecinin ardından tesis 20 Mayıs 2026'da yeniden hizmete açıldı. Ancak restoran bölümü faaliyete geçerken çay bahçesi yeniden açılmadı.
Bunun üzerine biz de sorduk:
Neden?
Bu sorunun peşinden giderken İBB'ye, ilgili kurumlara ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'na başvurduk. Üç ay süren imza kampanyamızda 326 kişi çay bahçesinin yeniden açılması yönündeki talebe destek verdi.
Sonunda Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan da cevap geldi.
Ve aslında bu cevap, meseleyi kapatmaktan çok önümüze yeni sorular koydu.
Bakanlığın gönderdiği 11 Eylül 2026 tarihli yazıda, alanla ilgili geçmiş kurul kararları ayrıntılı biçimde aktarılıyor. Alanın Boğaziçi Sit Alanı Öngörünüm Bölgesi'nde bulunduğu, 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ise kısmen “yol”, kısmen “gezi ve oturma alanı” olarak kaldığı belirtiliyor.
Evet, yazıda “hiçbir yapı yapılamaz” ifadesi de yer alıyor.
İşte tam da burada meseleye biraz daha dikkatli bakmak gerekiyor.
Çünkü bizim talebimiz yeni ve mevzuata aykırı bir yapı yapmak değil.
Bizim sorumuz şu:
Mevcut alan, koruma mevzuatına ve ilgili kurumların kararlarına uygun hangi şartlarda yeniden bir çay bahçesi olarak kullanılabilir?
Çevreleme gerekiyorsa bunun hukuki karşılığı nedir?
Bir servis noktası gerekiyorsa bunun için hangi izin alınmalıdır?
Mevcut alanın yalnızca masa ve sandalye düzeniyle kullanılması mümkün müdür?
Geçmişte yıllarca çay bahçesi olarak kullanılan bu alanın o dönemki hukuki ve idari statüsü neydi?
Ve en önemlisi:
1991'den beri var olan bu kullanımın geçmişte hangi izin ve kararlarla sürdürüldüğü biliniyor mu?
Bakanlığın bize gönderdiği yazıda 2021, 2024, 2025 ve 2026 yıllarındaki çeşitli kurul kararları anlatılıyor. Örneğin 2021 tarihli kararda yeni yapı yapılmaması şartıyla statik açıdan gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmasında kültür varlığı açısından sakınca bulunmadığı belirtiliyor.
2024 yılında alınan durdurma kararının ardından ise İBB'nin itirazı üzerine Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu 16 Mayıs 2025 tarihli ve 3626 sayılı kararıyla, kadastral boşluktaki uygulamanın durdurulmasına ilişkin kısmı iptal ediyor.
Bunların hepsi önemli.
Ama bütün bunların arasında vatandaşın hâlâ cevabını beklediği basit bir soru var:
“Peki çay bahçesi hangi şartlarda yeniden açılabilir?”
Bence artık tartışmayı “açılsın mı, açılmasın mı?” noktasından çıkarmanın zamanı geldi.
Çünkü koruma kuralları elbette önemlidir.
Boğaziçi'nin tarihi ve doğal dokusunun korunması hepimizin ortak sorumluluğudur.
Fakat koruma ile kamusal yaşamı birbirinin karşıtı gibi görmek zorunda değiliz.
Bir alanın korunması, o alanın mutlaka halktan koparılması anlamına gelmemeli.
Tam tersine, tarihi ve doğal değerleri koruyarak insanların kullanımına açık tutmanın yollarını aramak da kamu yönetiminin sorumluluklarından biri olmalı.
Biz hiçbir siyasi partinin yanında ya da karşısında değiliz.
Bu mesele üzerinden bir siyasi kavga yaratmak da istemiyoruz.
İBB'ye de Bakanlığa da ilgili diğer kurumlara da aynı şeyi söylüyoruz:
Gelin, “neden olmaz?” sorusunun yanında “hangi şartlarda olur?” sorusunun da cevabını arayalım.
Eğer çit yapılamıyorsa, başka nasıl güvenli bir kullanım modeli oluşturulabilir?
Eğer sabit bir yapı yapılamıyorsa, mevzuata uygun alternatif bir işletme düzeni mümkün müdür?
Eğer belirli izinler gerekiyorsa, bu izinler nelerdir ve kim tarafından alınmalıdır?
Vatandaşın beklediği şey aslında çok basit.
Bir bardak çayını Boğaz'a karşı içebileceği, komşusuyla oturabileceği, ailesiyle vakit geçirebileceği o alanın yeniden yaşatılması.
326 kişinin imzası da tam olarak bunu söylüyor.
Arnavutköy'ün çay bahçesi yalnızca bir işletme değildir.
O, bir mahallenin hafızasının parçasıdır.
2019'da “Çay bahçesine gidelim mi?” diye başlayan sıradan bir cümle, 2023'te “Tadilattan sonra gideriz”e dönüştü.
2026'da ise sorunun cevabı hâlâ ortada:
“Çay bahçemiz ne zaman açılacak?”
Biz bu soruyu sormaya devam edeceğiz.
Çünkü bazı yerler sadece yeniden yapılmaz.
Bazı yerler yeniden yaşatılır.
ÇAY BAHÇEMİZİ GERİ İSTİYORUZ.


Yorumlar